33 DÜŞ YOLCUSUNUN DÜŞLERİ YARIM KALMAYACAK!

featured
Paylaş

20 Temmuz 2015’te yüzlerce sosyalist genç, IŞİD barbarlığına karşı tarihsel bir direniş sergileyen Kobanê’nin yeniden inşasına destek olmak için Suruç’taki Amara Kültür Merkezi’nde bir araya geldi.

Oyuncakları, kitapları, fidanları ve dayanışmanın gücünü taşıyorlardı. “Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz!” diyerek çıktıkları yolculukta, basın açıklaması yaptıkları sırada IŞİD’in canlı bomba saldırısıyla hedef alındılar.

33 düş yolcusu yaşamını yitirdi, yüzü aşkın devrimci yaralandı.

O gün yalnızca 33 sosyalist genç katledilmedi. Halkların kardeşliği, devrimci dayanışma ve Kobanê direnişinin büyüttüğü umut hedef alındı. Gençliğin sınırları aşan dayanışması ve halkların birlikte kuracağı özgür gelecek boğulmak istendi.

Aradan 11 yıl geçti. Suruç Katliamı’nın hesabı hâlâ sorulmadı!

Askerî ve istihbarî faaliyetlerin yoğun olduğu bir sınır kentinde bu saldırının nasıl gerçekleştirilebildiği açıklanmadı. Saldırının önlenmemesinde sorumluluğu bulunan kamu görevlileri etkin biçimde soruşturulmadı, katliamın siyasi ve kurumsal bağlantıları açığa çıkarılmadı.

Katliamın ardından soruşturma dosyasına gizlilik kararı getirildi. Gerçeğin ortaya çıkarılması engellendi, delillerin karartıldığına ilişkin iddialar araştırılmadı ve siyasal sorumluluğun üzeri örtüldü. Yargılama sonunda yalnızca bir sanık mahkûm edildi; firari sanıkların dosyaları ayrıldı. Adalet talebi bir kez daha cezasızlık duvarına çarptı.

Biz biliyoruz: Suruç yalnızca bir ihmal değildir. Suruç; gerici çetelerin önünün açıldığı, sosyalistlerin ve halkların ortak mücadelesinin hedef gösterildiği siyasal iklimin sonucudur. Gerçek sorumlular açığa çıkarılmadan, kamu görevlilerinin rolü araştırılmadan ve bütün bağlantılar hesap vermeden adalet sağlanmış olmayacaktır.

Suruç’un ardından savaş politikaları yeniden devreye sokuldu; çatışmalar tırmandırıldı, kentler kuşatıldı, baskı ve devlet şiddeti olağanlaştırıldı. Diyarbakır’dan Ankara Garı’na uzanan katliamlarla toplum korku ve şiddet sarmalına sürüklendi. Otoriterleşmenin ve güvenlikçi politikaların önü açıldı.

Suruç’u anmak yalnızca acımızı tazelemek değildir.

Suruç’u anmak; cezasızlık düzenine karşı adalet mücadelesini büyütmektir. Faşizme, gericiliğe, sömürüye ve emperyalist savaşlara karşı örgütlü mücadeleyi yükseltmektir. İşçilerin, emekçilerin, gençliğin ve ezilen halkların birleşik mücadelesini güçlendirmektir.

33 düş yolcusunun yarım bırakılan düşleri bugün bizim ellerimizdedir. Onların umudu bizim umudumuz, mücadelesi bizim mücadelemizdir.

Yasımızı örgütlü direnişe,

Öfkemizi devrimci mücadeleye,

Dayanışmamızı sosyalizm mücadelesine dönüştüreceğiz!

Suruç’ta yitirdiğimiz yoldaşlara sözümüzdür: Düşlerinizi yarım bırakmayacağız. Katliamı unutturmayacak, adalet mücadelemizden vazgeçmeyecek; eşit, özgür ve sömürüsüz bir dünyayı mutlaka kuracağız!

Suruç’u unutmadık, unutturmayacağız!

33 düş yolcusu ölümsüzdür!

Yaşasın halkların kardeşliği!

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Yaşasın sosyalizm!

Kolektif Mücadele Platformu