Haziran: Sınıf Mücadelesi, Direnişin ve Ölümsüzlerin Ayı -Eren Aydın

featured
0
Paylaş

1984 Ölüm Orucu şehitlerinin, Gazi Direnişi’nde ve Haziran Ayaklanması’nda yaşamını yitirenlerin, halkın sanatını ve kavgasını büyüten ölümsüz ozanlarımızın anısına…

Haziran, Türkiye halklarının mücadele tarihinde yalnızca bir takvim ayı değildir. Haziran; işçi sınıfının sömürüye karşı ayağa kalktığı, emekçi halkın baskı ve zulme karşı direnişi büyüttüğü, devrimci ve demokratik mücadelelerin tarihsel hafızasında özel bir yere sahip olan mücadele ayıdır. Bu nedenle Haziran’ı yalnızca geçmişte yaşanmış olayların toplamı olarak değil, sınıf mücadelesinin sürekliliği içinde değerlendirmek gerekir.

Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkları için 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’nin mirasını taşır. On binlerce işçinin sendikal haklarını ve örgütlenme özgürlüğünü savunmak için fabrikalardan çıkarak sokakları doldurduğu bu büyük kalkışma, Türkiye işçi sınıfının tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir. Haziran, o günden bu yana sermaye düzenine karşı yükselen sınıf mücadelesinin sembollerinden biri olmuştur.

Bu tarihsel direniş hattı, 12 Eylül faşist darbesinin karanlığında da kesintiye uğramadı. Emperyalizmin ve sermaye sınıfının ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirilen 24 Ocak kararlarıyla birlikte işçi sınıfının kazanımları hedef alınırken, cezaevleri de devrimci iradenin kırılmak istendiği mekanlara dönüştürüldü. İşte bu koşullarda 1984 Ölüm Orucu Direnişi ortaya çıktı. Devrimci tutsaklar, insanlık dışı uygulamalara ve teslim alma politikalarına karşı bedenlerini mücadele alanına dönüştürdüler. Ölüm Orucu şehitleri, yalnızca cezaevi koşullarına karşı değil, faşizme ve teslimiyet dayatmalarına karşı direnişin simgesi oldular.

Haziran aynı zamanda 12 Mart 1995 Gazi Direnişi’nin hafızasını taşır. 1995 yılında Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilen provokatif saldırıların ardından binlerce emekçi, Alevi ve devrimci halk, devlet destekli katliam politikalarına karşı sokaklara çıktı. Günlerce süren direnişte devlet güçlerinin açtığı ateş sonucu onlarca insan yaşamını yitirdi, yüzlercesi yaralandı. Gazi, yoksul mahallelerin yalnızca ekmek ve yaşam mücadelesi vermediğini; aynı zamanda faşizme, ayrımcılığa ve devlet terörüne karşı da direndiğini gösteren tarihsel bir örnek olarak hafızalara kazındı.

Haziran’ın direniş geleneği, 2013 yılında milyonların katıldığı Haziran Ayaklanması’yla yeni bir tarihsel evreye taşındı. Başlangıçta bir parkın savunulması olarak ortaya çıkan mücadele, kısa sürede otoriterleşmeye, sermayenin kent yağmasına, baskılara ve yaşam tarzına müdahalelere karşı ülke çapında bir halk hareketine dönüştü. Milyonlar sokaklara çıktı, meydanlar özgürlük ve dayanışma alanlarına dönüştü.

Bu büyük halk hareketi sırasında yaşamını yitiren Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan, Medeni Yıldırım, Berkin Elvan, Hasan Ferit Gedik ve diğer mücadele insanları, Haziran’ın direniş tarihine adlarını yazdırdılar. Onların anıları, yalnızca bir dönemin değil; eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin kalıcı sembolleri olarak yaşamaya devam etmektedir.

Haziran’ın anlamını derinleştiren bir diğer unsur ise halkın sanat ve edebiyat alanındaki büyük değerleridir. Nâzım Hikmet’in özgürlük tutkusu, Ahmed Arif’in halkın acısını ve direncini anlatan dizeleri, Orhan Kemal’in emekçi insanın yaşamını anlatan eserleri bugün de mücadele edenlerin hafızasında yaşamaktadır. Karadeniz’in asi sesi sustu, ama dalgalar hâlâ onun türkülerini söylüyor. Kazım Koyuncu, bir ömürlük isyanı kısa bir hayata sığdırıp milyonların yüreğinde yaşamaya devam ediyor. Onların sanatı, yalnızca estetik bir üretim değil; emekçilerin, yoksulların ve ezilenlerin sesi olmuştur.

Bu nedenle Haziran, yalnızca geçmişe ait bir anma değil, bugüne ve geleceğe dair bir mücadele çağrısıdır. İşçi direnişlerinden mahalle barikatlarına, cezaevi direnişlerinden meydanları dolduran milyonlara kadar uzanan bu tarihsel birikim; sermaye düzenine, sömürüye, baskıya ve gericiliğe karşı yürütülen mücadelenin ortak hafızasını oluşturmaktadır.

Bugün de ekonomik krizlerin faturasının emekçilere ödetilmek istendiği, demokratik hakların sınırlandırıldığı, savaş ve baskı politikalarının sürdürüldüğü koşullarda Haziran’ın mirası güncelliğini korumaktadır. Çünkü Haziran; işçi sınıfının, gençliğin, kadınların, emekçilerin ve ezilen halkların eşitlik, özgürlük ve sosyalizm mücadelesinin tarihsel simgelerinden biridir.

Ölüm Orucu şehitleri, Gazi’nin direnenleri, Haziran Ayaklanması’nın ölümsüzleri ve halkın sanatını yaratan büyük ustalar, bu mücadele geleneğinin ayrılmaz parçalarıdır. Onların bıraktığı miras, sömürüsüz ve özgür bir dünya özlemi sürdükçe yaşamaya devam edecektir.